Güven Demir'e Misafir Olduk
Güven Demir: "Ben bir iddiayla yola çıktım. Barışın ve gerçek anlamda değişimin adayıyım. Ben değiştireceğim. Ben kimseyle kavga etmeyeceğim. Ereğli’mizin; partimizin ve partililerimizin menfaatleri neyse o doğrultuda savaşacağım. Altını dolduramayacağım hiçbir sözü kimseye vermedim, vermem. Ama şu konuda iddialıyım: Ben birleştireceğim, ben değiştireceğim.”

24-09-2025 | 01 : 56 35
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü’nün 28 Eylül günü gerçekleştirilecek olağan genel kuruluna sayılı günler kala Zonguldak Post’un ilçe başkan adaylarıyla gerçekleştirdiği söyleşilere 23 Eylül gecesi de devam edildi.
Özel ofisinde Gazeteci Yazar Altan Akçakese ile bir araya gelen ilçe başkan adaylarından Güven Demir, Akçakese ve bazı partililerin kendisine yönelttiği soruları yanıtladı.
Yaklaşık bir saat on beş dakika süren söyleşide genel kurul takvimi açıklandıktan sonra ‘mavi’ adıyla başlatılan hareketin kendi içinde gerçekleştirdiği toplantılara ve aday belirleme oylamalarına da açıklık getiren Güven Demir, söyleşinin başından sonuna kadar ilerleyen günlerde de çokça tartışılacak ifadeler kullandı.
İşte Demir’in sözlerinden dikkat çeken ayrıntılar:
“Bu yarışta seviyesizce şeyler de duyuyorum; bunlara üzülüyorum. Benim meselem memleket meselesi. Benim meselem 25 yıldır bu memleketin üstüne kara bulut gibi çöken iktidarla mücadele etmek. Enerjimi ve bütün birikimimi partime faydalı olmak adına kullanarak daha iyisini yapmak için ilçe başkan adayı oldum. Türkiye’nin gündemi ve ilçemizle ilgili çok ciddi çalışmalarım var. İlçe başkanı seçildikten sonra bu yöndeki projelerimi halkın önünde tartışacağım.”
“Ben halkın içinde olan bir adamım. Evim, barkım burada; yirmi senedir Ereğli’de yaşıyorum. Hiçbir zaman toplumdan kopuk yaşamadım. Partimizin en büyük problemi hep halktan kopuk yaşamak. Seçilenler sadece örgütü yöneteyim, partiyi yöneteyim dediler. Son zamanlarda Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda CHP ülkenin birinci partisi haline gelmesine rağmen Ereğli’de oylarımız azaldı. Yanlışlar çok. Geçen yerel yönetimler seçimlerinde beldelerde yapılan yanlışlıklar var. Belde belediye başkanlıklarını kaybettiğimiz gibi belediye meclis üyesi bile sokamadık. Türkiye’de büyüyoruz, Ereğli’de küçülüyoruz. Bunun üzerine benim çok da bir şey söylememe gerek yok.”
“Otuz yıldır bu partinin içerisindeyim. Her dönem genel merkezle iyi ilişkiler içerisindeyim.”
“Bu dönem ilçe başkanlığına aday olmak istememdeki tek amaç tamamen CHP’dir. Ülke genelinde CHP üzerinde oynanan oyunlar… Ben bu ceberut sisteme karşıyım. Ben de taşın altına elimi koymak istedim. Öyle dışarıdan bakmakla olmuyor. İktidar yerelden başlar; bulunduğun yerden başlar. Bulunduğun yerde partini büyütüp oylarını çoğaltırsan bir oy oluşacak.”
“Geçmişte burada görev yapmış tüm ilçe başkanlarımıza, parti emekçilerimize, bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Ama benim bir iddiam var; nasıl Türkiye’de birinci parti olduysak CHP’yi Ereğli’de de Zonguldak’ta da birinci parti yapmanın peşindeyiz. Benim temel hedefim bu. Başka da bir hedefim yok.”
“İçeride barış olmalı. Önce ailenle, sonra komşularınla, sonra da çevrenle barışık olacaksın. Ben barışı sağlamak için buradayım. Parti içindeki problemleri biliyorum; ama asla bunları medyanın önünde konuşmam. Benim göreve gelir gelmez yapmayı ilk hedeflediğim şey, partimizden istifa eden sekiz belediye meclis üyesi arkadaşımızla belediye başkanımızı bir araya getirmek. Bu işten ne belediye fayda gördü ne örgüt gördü ne Ereğli ne de o arkadaşlar gördü. Burada kazanan yok. Bu sorunu nasıl çözeriz? Çözemiyorsak da herkes rengini belli etsin; arada kalmakla bir şey olmuyor. Yereldeki bu parçalı örgüt yapısı, belediye ile örgüt arasındaki sıkıntılar… Bu çözümü orta yolla bulacağız. Taraflardan birisi bunu kabul etmezse de yapacak bir şey yok.”
“Ereğli’deki eksiklik sadece örgüt yönetimiyle ilgili değil. Ortadaki eksiklikler tek taraflı değil.”
“28 Eylül’de kongreyi alarak ilçe başkanı olacağıma inanıyorum. Ben hiçbir zaman geriden beslenen bir adam değilim; tek hedefim ileri bakmak. Hatasıyla, sevabıyla herkes bizim partilimiz, dostumuz. İnsanlar hep geçmişe yönelik hareket etti. Oradan beslenmeye çalıştılar. En büyük yanlışımız bu. Geçmişten beslenmiyorum ben. Geçmiş tabii ki önemli; geçmişime saygı duyarım. Ama sürekli de geçmişin üstünde durulmamalı. Geçmişe dönerek ne elde edeceğiz? Herkes; ‘Ben haklıyım.’, diyor. O geçmişe bir sünger çekeceğim. Bir ortak akıl ve ortak irade ortaya koyacağım. Ben; ‘ben merkezli’ bir adam değilim. Bütün kararlarımı önce ailemle tartışırım, ondan sonra da dostlarımla… Bu yola çıkarken de önce ailemle konuştum. Sonra da en başından bu yana Sertan Ocakcı başkanımla bu işe gönül verdik. Birlikte hareket edeceğiz, dedik. Bu memleketi birlikte düzlüğe çıkaracağız. Sen veya ben kavgası yok burada. Onun dışında beni bu sürece iten dostlarım, ekip arkadaşlarım… Görünen ve görünmeyen kahramanlarım var. Bunu özellikle söylüyorum. Bu sözümden birileri bir şeyler çıkarsın.”
“Bu genel kurul sürecinde ismi geçen ilçe başkan adaylarıyla hiçbir problemim yok. İsmi geçmeyen ama başkan adayı olan bayan arkadaşımla da hiçbir problemim yok. Sadece, oyun kurulurken, paydaşlarım vardı. Birer grup oluşturmuştuk; mavi liste-beyaz liste olayı vardı. Bizimle paylaşılmayan bazı isimler daha önceden belliydi. Bahsi geçen aday oylamasında ismi ortaya gelen Zerrin Hanım (Yılmaz Erdoğan); ben de aday olmaya karar verdim. Ben de bu kadar emek verdim, çaba sarf ettim. Dolayısıyla, kendi irademle aday oluyorum, diyerek ortaya çıktım.”
“Bu ‘mavi liste’ olayı, en başından beri iki bileşenli bir olaydı. Biri, başını Sertan Başkan’la (Ocakcı) beraber başını çektiğim bir grubumuz vardı bir de sonradan Zerrin Hanım grubu olarak adlandırılan ama aslında Neriman Hanım (Posbıyık) grubu olan grup. Biz Süleymanlar ve Orhanlar mahallelerindeki delege seçimlerine farklı listelerle girebilirdik; ama mavi olarak kalmaya karar verdik. Diğer mahallelerde de sandık mücadelesine giren bütün mavi liste adaylarına da destek verdim. Onlar da bize destek verdiler. Ancak biz başından beri şunu hep söyledik: Süleymanlar mahallesinden bir adayımız var. Sevgili büyüğüm Mehmet Karadeniz ağabeyimiz bunu hep dile getirdi.” “Bizim kendi adayımız olacaktı. Ama ben buna rağmen bölen, parçalayan olmamak adına, adayların oylanması usulüne karşı olsam da yine de saygı duydum. Birlikte olalım, dedim. O grubu parçalayan Noyan (Keskin) değil, Asım bozkurt değil, ben değilim. Parçalanmasının sebeplerine bakmak lazım. Bunu da kamuoyunun ve partililerin takdirine bırakıyorum.”
“Tabii gönül istiyor ki tek adaylı bir seçim olsun. Ya da en fazla iki adaylı… Birleşme konusu için ben kendim bir yere gitmiş değilim. Arkadaşlarım diğer aday dostlarımızla da görüşüyor. Herkesin ekibi bir araya gelsin ve bu birleşmenin nasıl olacağına o ekipler karar versin. Ama şu net biçimde görülüyor: Çatı benim burada. Ben bunu söylemekten ar ederim; ben söylemiyorum bunu. Oy potansiyeli daha fazla olan adayın diğer adayların altında birleştiği nerede görülmüş? Ben kimseyi küçümsemek istemiyorum; ama ortada bir de gerçek var. Yüzde beş diyor ki; ‘Bu birleşme benim başkanlığımda olacak.’ Nasıl olacak bu? Çoğunluk bende. Eğer böyle bir birleşme olacaksa kapım herkese açık. Kimseye karşı bir duvarım yok. Bugün de yarın da seçimden sonra da bunlar yine benim dostlarım. Ben gittiğim, ziyaret ettiğim yerlerde, hiçbir adayımızın arkasından konuşulmasına müsaade etmiyorum. Onlara da bunu tavsiye ediyorum.”
“Aday belirlenmesi için yapılan oylamalarda hiçbir başkan adayının, bu oylamalara beni de ilave edin, diye bir taleplerinin olduğuna ben inanmıyorum. Benim de öyle bir talebim yok. Bu oylama benim talebimle olmuş bir şey değil. En azından bunu kendi adıma söyleyebilirim. Orada, bu işi yapabilecek isimler yazdırılsın, denince, benim dostlarım, benim ilçe başkanı olmamı isteyenler beni, başkaları da diğer adayları önerdiler. Bu oylamadan haberimiz yoktu, diyemem; ama talebimiz yoktu.”
“Birinci oylamayla ilgili bir sıkıntımız yoktu. Mahallelerden temsilciler geliyor, herkes özgür iradesiyle en az ikişer isim söylüyor. Olayın kopma noktası buradan başlıyor. İlk toplantıda Muhittin Dikmen 11 oy mu aldı; aday o olacak, deselerdi yine kimsenin itirazı olmazdı. Sonradan bu ikinci toplantı tertip ediliyor. Bu toplantıdaki usul yanlış. Bu parti için yıllarca dirsek çürütmüş, emek vermiş, çarık yırtmış insanlara (delegelere) oy hakkını vermemek, bunun yerine belediye meclis üyelerine oy hakkı vermek, onların verdikleri oyla bir adayın ortaya çıkarılması, demokratik olmayan, tamamen kuraldışı yöntemlerle aday belirlenmesi, iradenin yok sayılmasıdır. Dolayısıyla bu tavra itirazı olan arkadaşlar kendi iradeleriyle, benim gibi, aday olduklarını ilan ettiler. Bu konu özellikle ortada dolaşıyor ve beni de rahatsız ediyor. Bunu açıklamak, inanın beni rahatsız ediyor. Ama konuşmam da lazım bir yerde. Konu tam da böyle… Bu konunun muhataplarından biri benim diğeri de Muhittin Bey’dir (Dikmen). Bir anlaşmaya varıyorsun; vardığın anlaşmanın dışında bir plan yapılmış, o plandan haberimiz yok. Nasıl kabul edeceksin bunu? Kurulmuş oyun. Özellikle üstüne basa basa söylüyorum; aday olan arkadaşlar bölen değil. Bölünendir.”
“Bugüne kadar herhangi bir kesimden adaylıktan çekilmem yönünde bir talep ya da telkin almadım. Diğer arkadaşlarıma diyenler var da… bana diyen tek bir arkadaş bile çıkmadı.”
“Bu genel kurul bir yarış. Birbirimize karşı muhalefet değiliz; biz sadece AKP’ye karşı muhalifiz. Bu yarışın bir birincisi olacak. İnsanların başkan adayı olmak en doğal haklarıdır. Herkes; ‘Ben bu yarışı kazanacağım.’, diyerek bir iddiayla yola çıkmıştır. Her adayımıza saygı duyuyorum. Benim kapım da herkese açık. Seçimle ilgili birleşme noktasında bu kapı herkese açık. Kimseye karşı bir duvarım yok. Buna Ali Bey de (Kocamanoğlu) dahil. Ben bir iddiayla yola çıktım. Barışın ve gerçek anlamda değişimin adayıyım. Ben değiştireceğim. Ben kimseyle kavga etmeyeceğim. Ereğli’mizin; partimizin ve partililerimizin menfaatleri neyse o doğrultuda savaşacağım. Altını dolduramayacağım hiçbir sözü kimseye vermedim, vermem. Ama şu konuda iddialıyım: Ben birleştireceğim, ben değiştireceğim.”
“Köy gezilerine çıkıyorum. Köydeki partililerimiz kendilerini yalnız hissediyorlar. Diğer partililerin her zaman yanlarında olduklarını, CHP’lilerin ise seçimden seçime, kongreden kongreye köylerine geldiklerini söylüyorlar. Bizi burada yalnız bırakmayın, diyorlar. Arkalarında milletvekillerini, belediye başkanlarını görmek istiyorlar. Değişim, dedim ya… Ben böyle olmayacağım. Ben partililerimizi yalnız bırakmayacağım. Her türlü yanlarında olacağım. Savaşacağım. Mücadele edeceğim. Erinmem, yorulmam. Çok seçim geçirdim. İki sene veya üç sene sonra bir seçim daha olacak. O seçimde karşına geldiğim zaman sen de bana diyebilmelisin ki; ‘Ben sana da aynı şeyleri söyledim; ama sen de onlar gibi çıktın, geçmişteki hataları yaptın…’. O zaman beni de değiştir; ama denemeden bunu anlayamazsın. Denenmezsem ben de kendimi anlatamam. İstediğiniz kadar vaadde bulunayım; ama bir taraftan eleştiriyorsunuz bir taraftan da ne istediğinizi bilmiyorsunuz. Futbol takımı tutar gibi bir şey değil bu. CHP delegesi, kim daha iyisini yapıyorsa onun üzerinde karar kılıp onunla devam etsin ya da değiştirsin. Ben de yapamazsam iki sene sonra beni de değiştirin. Ama kimseye de hatır oyu vermeyin. Adaylar için kendinize bir kriter oluşturun. Bunu da kendiniz yapın. Bütün delegelere de ziyaretlerimde aynı şeyi söylüyorum. Adayların geçmişlerine bakın, söylemlerine bakın… bir kriter oluşturun. Ama; ‘Ben geçen dönem ona oy vermiştim, yine ona vereceğim.’, demeyin.”
Güven Demir ile gerçekleştirilen söyleşinin tamamını, sayfanın üst kısmında bulunan video bölümünde izleyebilirsiniz.
Haber : Zonguldak Post
ETİKETLER : Yazdır
Ekonomi
Çok Okunanlar
» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor















