
akcakesemedyatv@gmail.com
İftira ve Yalana Tapanlara İtibar Etmeyin Artık!
09 Nisan 2026 23:10:36
Sakıncalı Piyade
Son zamanların en çok tartışılan konusuyla ilgili size bazı bilgiler aktarayım.
Aktarayım ki; bu memleketin havasını, pis ağızlarıyla kirleten; fikir tartışması yapmaktan kaçarken adamlığı iftiralarında ve çirkefliklerinde arayan birilerinin yalanlarına, haftalardır bu memleketi gerim gerim geren o bulaşık dillerine bir daha inanmayın.
Zira, burada paylaşacağım metin; sosyal medya paylaşımlarından “yazı” diye kaleme aldıkları her türlü cümleye kadar bazılarının bundan sonraki hiçbir ifadelerinin inandırıcı olmadığı gerçeğini ortaya koyacaktır.
***
Siyasî partiler içinde tartışmalar, fikir ayrılıkları olur. O ortam içinde insanlar birbirleriyle münakaşa da eder, bugünkü gibi tartışmalarını adliye koridorlarına da taşıyabilir. Mesele; böylesine gergin ortamlarda kendilerine nimet bulma arayışı ile çırpınan ve önüne gelene iftira edip sonra fırıldak gibi dönerek; “Ben başka şeylerden bahsettim.”, diyen cahillere, o pis ağızlı kenelere bundan sonra paye verilmemesini sağlamak olmalıdır.
***
CHP Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü’nde, mevcut yönetim ile bir önceki yönetim arasında yaşanan “devir teslim yapılmadı” münakaşası içinde fikir tartışması yapmak varken sözlerini iftira ve hakaretlere bezeyen bir kısım zevata, yaptıkları dolayısıyla adlî sürecin başlarını çok ağrıtabileceğini, bu iftira ve hakaretlerinin “mükerrer” ve “devamlı” olarak ele alınması durumunda ağır yaptırımlar yaşayabileceklerini söyledim.
Ama birileri pisliklerini kusmaya devam ettiler.
Şimdi o zevatı insan yerine koyanlara, CHP Zonguldak İl Disiplin Kurulu’nun; partinin 38. Dönem Karadeniz Ereğli İlçe Başkanı Ali Kocamanoğlu, İlçe Sekreteri Resmiye Arslan Koçak ve İlçe Saymanı Arzu Akay hakkında verdiği hükmün gerekçeli kararından bazı cümleler aktarayım.
***
Ali KOCAMANOĞLU, Arzu AKAY ve Resmiye KOÇAK hakkında,
Karar Defteri, Üye Kayıt Defteri, Gelen/Giden Evrak Kayıt Defteri, Demirbaş Eşya Defteri, Gelir/Gider Defterlerini teslim etmediği iddiasına ilişkin olarak Parti Tüzüğümüzün 68. Maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca Disiplin Kurulumuza sevk edilmiş ve disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Disiplin Kurulumuza intikal eden dosyaları kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile tanık anlatımları titizlikle ve kapsamlı olarak değerlendirilmiştir. Olayın aydınlatılması amacıyla, olaya doğrudan tanıklık ettikleri sabit olan Z.E. ve M. P. tanık sıfatıyla çağırılarak kurulumuz huzurunda dinlenmiş; beyanları usulüne uygun şekilde tutanak altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; her ne kadar teslim işleminin yazılı ve teslim tutanağı ile gerçekleştirilmediği anlaşılmakta ise de Disiplin Hukuku bakımından salt şekil eksikliklerinin, fiilin maddi gerçeğini ortadan kaldırmayacağı tartışmasızdır. Disiplin Kurulu’nun amacı maddi gerçeğe ulaşmak, hakikati ortaya çıkartmak ve bu hakikat çerçevesinde Parti Düzenini ve Disiplinini sağlamaktır.
Tanık beyanları, dosya kapsamındaki maddi olgular ve olayların doğal akışı birlikte değerlendirildiğinde; parti defterlerinin bulunduğu dolaba ait anahtarın yeni yönetime teslim edildiği, söz konusu dolabın yeni yönetim tarafından açıldığı ve içerisinde tüm defterlerin eksiksiz şekilde bulunduğu açık, net ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde sabittir.
Bu itibarla; defterlerin teslim edilmediği yönündeki iddia, maddi gerçeklikle bağdaşmamakta olup, somut olayın bütünlüğü karşısında hukuki dayanaktan yoksun kalmaktadır.
***
Kaldı ki; teslim iradesinin varlığı, yalnızca yazılı tutanakla değil, fiili davranışlar ve somut olgularla da ortaya konulabilir. Anahtar tesliminin gerçekleştirilmiş olması, dolabın açılması ve defterlerin fiilen kullanıma alınması, teslimin gerçekleştiğinin en açık göstergesidir. Aksi yöndeki iddiaların kabulü, hayatın olağan akışı ve tanık beyanları ile açıkça çelişmektedir.
Öte yandan; gizleme veya teslim etmeme kastının varlığı halinde, defterlerin bulunduğu dolabın anahtarının teslim edilmesi hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Bu durum, isnat edilen fiilin sübjektif unsurunun (kastın) bulunmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Tanık M.P.’nin, önceki yönetimlerde de anahtar tesliminin aynı usulle gerçekleştirildiğine dair beyanı, bu uygulamanın yerleşik bir parti teamülü olduğunu teyit etmektedir. Bu yönüyle, gerçekleştirilen işlemin teamüle uygun olduğu da sabittir. Ayrıca tanıkların açık ve birbiriyle uyumlu beyanlarından; söz konusu teslim şekli nedeniyle parti iş ve işlemlerinde herhangi bir aksama yaşanmadığı, mali ve idari denetim süreçlerinin engellenmediği ve herhangi bir zararın doğmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte; yeni yönetimin teslim edilen anahtar ile dolabı açarak defterleri kullanmaya başlaması, teslimin fiilen kabul edildiğini açıkça göstermektedir. Defterlerin uzunca bir süre kullanılmış olması ve bu süre zarfında herhangi bir defterin olmadığı iddiasında bulunulmaması, sonradan ileri sürülen iddiaların ciddi ve inandırıcı olmadığını da ortaya koymaktadır.
Nitekim tanıkların kurulumuz huzurunda verdiği tanık beyanında, dolap içerisinde herhangi bir defter eksikliği bulunmadığını açıkça ifade etmesi, iddiaların dayanaksızlığını teyit etmektedir. Herhangi bir defter eksikliği söz konusu olmadığı sabit olup, tüm defterlerin yeni İlçe Yönetiminde fiilen kullanılmakta olduğu hususu sabittir. Gerek şikayet tarihinden aylar önce, gerek ise şikayet tarihinden sonra da kesintisiz olarak defterlerin tümü kullanılmış ve kullanılmaya da devam etmektedir. Teslim usulündeki şekil eksikliği defterlerin teslim edilmediği anlamına gelmeyip, maddi gerçeğe ve hakikate bakılmalıdır. Defterlerin teslim edilmediğinden bahsedilmesi ve tanıkların beyanıyla da görüldüğü üzere teslim edilen dolap anahtarıyla dolabı yeni yönetimin açması ile eksik bir defter olmadığını da beyan etmeleri karşısında defterlerin teslim edilmediği iddiası kabul edilemez. Tüm bu nedenlerle de Parti Düzenine ve Parti Disiplinine aykırı bir durum da mevcut değildir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; olayımızda dolaylı teslimin gerçekleştiği, teslim iradesinin açık olduğu, parti işleyişinin aksatılmadığı, mali denetime engel teşkil etmediği, herhangi bir zararın doğmadığı, kast unsurunun bulunmadığı, parti disiplinini ve düzeninin bozulmadığı, isnat edilen suçun Disiplin Hukuku bakımından objektif ve sübjektif unsurlarını taşımadığı sonucuna varılmıştır.
***
Bu gerekçeli kararı CHP Zonguldak İl Disiplin Kurulu ne zaman aldı?
1 Nisan 2026.
O halde, bu kararın böyle olduğunu bile bile, utanmadan ve büyük bir pişkinlik içinde örgütün gelir-gider defterlerinin kayıp olduğunu çeşitli ortamlarda sözlü ve yazılı olarak iddia edebilmek hangi cümlelerle yorumlanmalıdır? Bu insanlara daha ne denebilir?
Örgüte ait defterlerin teslim edilmediği iddiası da aralarında olmak üzere türlü yalan, iftira ve hakaretlerle zaten önlerinde bir yargı yolu açılan kendini bilmezlerin kamuoyunu hala ve utanmadan yalanlarıyla oyalamalarına karşı söylenebilecek başka söz var mıdır?
Kurulun; “Tanık beyanları, dosya kapsamındaki maddi olgular ve olayların doğal akışı birlikte değerlendirildiğinde; parti defterlerinin bulunduğu dolaba ait anahtarın yeni yönetime teslim edildiği, söz konusu dolabın yeni yönetim tarafından açıldığı ve içerisinde tüm defterlerin eksiksiz şekilde bulunduğu açık, net ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde sabittir.”, ifadesine rağmen o tanıkları da yalancı çıkarabilecek söylem ve ifadelerde ısrarcı olmak nasıl bir çakallığın ürünüdür? Topluma bile bile -bilgi adıyla- yalan servis etmek kime, ne yarar getirecektir?
Bu metni kamuoyuyla paylaşmak istememin temel sebebi, bu kahrolası iftira takımının pisliklerinden zarar gören CHP İl Örgütü ve İl Disiplin Kurulu’nun tüm şerefli üyelerini de muhafaza etmektir. Bu bilinç, partinin bir üyesi olarak benim de sorumluluğumdur.
Bu gerçekler, şerefli bir partinin yine şerefli görevlileri tarafından verilen kararlarla ortaya çıkmışken, hala ve hala utanmak nedir bilmeden bu partinin örgütlerini ve kurullarını töhmet ve zan altında bırakma gayretinde olan beyni uyuşmuş, ağzı kokuşmuş kişi ve gruplara itibar etmek bu memlekete verilebilecek en büyük zararlardan biridir. Bundan kelli, hala bu konuda iftiralarına, örgütün defterlerinin eksik olduğu yalanını “yorum” diye paylaşmaya, köşe diye yazmaya devam edecek, bunu yaparken de iftiralarına zayi ettikleri dillerini yine aynı pislik için kullanmayı sürdürecek zevatı ne paklar, bilemem. Israrla söylüyorum; o pislik ağızlara hak ettiklerini vermek adına hukuk mücadelesine -sonunda ölüm bile olsa- devam edeceğiz.




