
akcakesemedyatv@gmail.com
Kabinedeki Değişim Bir Revizyon Değil Güç Konsolidasyonu mu?
11 Subat 2026 04:31:32
Sakıncalı Piyade
Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Adalet Bakanı Tunç ve İçişleri Bakanı Yerlikaya görevlerinden alındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yılmaz Tunç'u Adalet Bakanlığı görevinden aldı ve yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i atadı. Ali Yerlikaya'nın yerine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu.
***
Siyasette bazı değişiklikler “yenilenme” olarak sunulur.
Bazıları ise aslında bir güç toplama hamlesidir.
İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında aynı anda yaşanan görev değişimi, teknik bir kabine revizyonundan fazlasını ifade ediyor olabilir. Çünkü bu iki bakanlık sıradan değildir. Biri güvenlik aygıtını, diğeri yargı mekanizmasını temsil eder. Devletin en sert ve en belirleyici refleksleri bu iki alanda şekillenir.
Dolayısıyla soru şudur:
Bu değişim bir performans değerlendirmesi mi, yoksa merkezî otoritenin kontrol alanını daha da sıkılaştırma hamlesi mi?
Siyasette güç konsolidasyonu genellikle üç aşamada gerçekleşir:
Kritik pozisyonlarda kadro yenileme
Karar alma süreçlerini daha dar bir çevrede toplama
"Kontrol bende" mesajını netleştirme.
İçişleri ve Adalet gibi iki stratejik koltukta aynı anda değişim yapılması, devletin güvenlik ve yargı ekseninde yeni bir hizalanmaya gittiği yorumlarına yol açıyor. Bu, sistemin daha merkezî, daha koordineli ve daha disiplinli bir yapıya çekilmesi anlamına gelebilir.
Bu tür hamleler genellikle iki sebeple yapılır:
Ya yaklaşan kritik bir döneme hazırlık vardır ya da mevcut güç yapısında revizyon ihtiyacı doğmuştur.
Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum, iç siyasî atmosfer ve ekonomik baskılar düşünüldüğünde güvenlik ve yargı başlıklarının daha sıkı bir kontrol altında tutulmak istenmesi sürpriz değildir.
Ancak burada ince bir çizgi vardır.
Güç konsolidasyonu, istikrar sağlayabilir; ama aynı zamanda denge mekanizmalarını zayıflatma riskini de barındırır.
Eğer yeni dönemde karar alma süreçleri daha da merkezileşecekse, bu yönetimsel hız kazandırabilir. Fakat denetim, şeffaflık ve çoğulculuk alanları daralırsa uzun vadede sistem içi gerilimler artabilir.
Asıl belirleyici olan şudur:
Bu değişimle birlikte politika tonu değişecek mi? Güvenlik yaklaşımı daha sert mi olacak, yoksa daha koordineli mi? Yargı alanında reform söylemi güçlenecek mi, yoksa kontrol vurgusu mu artacak?
***
Kabine değişiklikleri bazen sadece isim değiştirir.
Bazen de devletin yönelimini...
Eğer bu adım bir güç konsolidasyonu hamlesiyse, önümüzdeki süreçte daha net, daha merkezi ve daha disiplinli bir yönetim tarzı görebiliriz. Bu, kısa vadede istikrar algısı yaratabilir. Ancak uzun vadede sistemin nefes alanlarını nasıl etkileyeceği kritik olacaktır.
Sonuç olarak mesele şudur:
Bu bir görev değişimi değil, bir konumlanma değişimi olabilir.
Ve siyaset şunu öğretir:
Koltuklar değiştiğinde sadece isimler değil, güç dengeleri de yer değiştirir.
***
Şimdi gözler yeni dönemin ilk kararlarında.
Çünkü gerçek niyet, atamalarda değil uygulamalarda ortaya çıkar.



