
akcakesemedyatv@gmail.com
Disiplin mi Tasfiye mi?
12 Subat 2026 14:51:46
Sakıncalı Piyade
Ereğli’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinden geçen fırtına artık kapalı kapılar ardında konuşulmuyor. Herkes biliyor, herkes konuşuyor ama kimse açık açık yüzleşmiyor.
Ortada ağır iddialar var.
Ali Kocamanoğlu hakkında bir değil iki disiplin soruşturması yürütülüyor.
Birincisi belediye aleyhine yaptığı açıklama nedeniyle.
İkincisi ise görev devrini yapmadığı iddiasıyla…
İşin daha ilginç tarafı şu: İl örgütü, ikinci disiplin dosyası kapsamında ilçeye bir avukat ve bir il yöneticisinden oluşan inceleme heyeti gönderiyor. Yapılan incelemede “hukuka ve parti yönetmeliğine aykırı bir durum yok” deniliyor.
Ama buna rağmen il yönetiminde yapılan oylamada Kocamanoğlu’nun disiplin kuruluna sevki oy çokluğuyla karara bağlanıyor.
O zaman sormak gerekiyor:
İnceleme raporu bir formalite miydi?
Yoksa karar en baştan verilmiş miydi?
“Defter kayıp” iddiası ve Arzu Akay’ın sözleri
Disipline sevk edilen isimlerden biri olan dönemin saymanı Arzu Akay ile görüştüm.
Kendisine kayıp olduğu iddia edilen defteri, neden disipline sevk edildiğini sordum.
Verdiği cevaplar net:
- Genel kuruldan sonraki ilk pazartesi günü tüm defterlerin ve parti binasına ait anahtarların büro sekreteri Müge Pınar’a teslim edildiğini söylüyor.
- Mazbata günü yapılan devir teslim törenine tam kadro katıldıklarını ifade ediyor.
- “O güne kadar bir sorun yoktu da üç ay sonra mı sorun çıktı?” diye soruyor.
- “Bu üç ay içinde defterlere geriye dönük işlem yapılıp yapılmadığını ben nasıl bileceğim?” diyor.
Daha da ağır bir itham var:
Aralarında Muhittin Dikmen’in de olduğu bir grubun, “hırsızlık belli olmasın diye defterleri teslim etmediler” şeklinde konuştuğunu söylüyor ve yüzleşmeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Bu iddia hafife alınacak bir iddia değildir.
Bir parti yöneticisini “hırsızlık”la itham etmek, siyasi rekabet değil karakter suikastıdır.
Eğer gerçekten bir zimmet, bir usulsüzlük varsa savcılık yolu açıktır.
Yoksa, bu iftiranın siyasî bedeli ağır olur.
Salih Dikmen’e açık soru
Madem defterlerde eksiklik ya da sorun var…
Bugünkü ilçe saymanı Salih Dikmen’e sormak gerekir:
Selefinizle neden açık bir diyalog kurmuyorsunuz?
Neden kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmıyorsunuz?
Yoksa kim ne yaparsa yapsın, kim ne kadar iyi niyetli olursa olsun, birileri Ali Kocamanoğlu ve ekibini partiden uzaklaştırmaya yemin mi etti?
Bu artık bir disiplin süreci değil, bir tasfiye operasyonu görüntüsü veriyor.
Memleket yanıyor, örgüt kendi içinde kavga ediyor
Ülkede neler oluyor?
Hayat pahalılığı almış başını gitmiş.
Salatalık bile lüks olmuş.
Su faturaları fahiş oranlarda artmış; vatandaş günlerdir tepki gösteriyor.
İktidar kanadında iki stratejik bakanlıkta değişim yaşanmış.
Partili bazı belediye başkanları başka partilere geçmeyi düşünüyor.
Ama Ereğli’de örgütün bir kısmı hâlâ sosyal medya hesaplarında akraba ağırlama fotoğrafları paylaşıyor.
Bu kopuş, bu duyarsızlık, bu içe kapanma hali…
İşte asıl tehlike bu.
Gülsen Onat
İsmi en çok konuşulan yöneticilerden biri Gülsen Onat.
Rivayete göre onun da iddiası şu: Kocamanoğlu ve ekibi hırsızlık yaptı.
Eğer böyle bir iddia varsa, neden savcılığa gidilmiyor?
Neden disiplin koridorlarında dolaşılıyor?
Eğer suç varsa yargı vardır.
Yoksa, bu söylemler siyasî linçtir.
Sabri Pamuk’un sözleri doğruysa…
Sabri Pamuk…
Partide İl Disiplin Kurlu Üyesi.
Daha karar çıkmadan, “Bu iş bitti. En az bir yıl uzaklaştıracağız.” türünde ifadeler kullandığı iddia ediliyor.
Eğer bu doğruysa, disiplin kurulu neyi görüşecek?
Karar çoktan verilmişse, kurul sadece formalite midir?
Unutmayın; itiraz süreci var, YDK süreci var.
Hiç kimse disiplin kurullarının üstünde değildir.
Sabri Pamuk da öyle.
Herkesin görevinin sorumluluğu ve ağırlığını idrak etmesinde hayır vardır. CHP’de yöneticilik yapmak çocuk oyuncağı değildir.
Eğer birileri kararları kulislerde veriyorsa, vay örgütün haline.
Ayrıca…
Temelinde “adalet” olan bu tür kurullarda görev alanların sağda-solda böyle laflar etmeleri “ihsas-ı rey”, yani oyun açıklanmasıdır. Bunu da kimse hoş karşılamaz.
Bölünmüş bir örgüt
Ereğli’de tablo net:
Bir tarafta Posbıyıklar ve Posbıyıkçılar,
Bir tarafta mevcut ilçe yönetimi, diğer tarafta Ali Kocamanoğlu ve ekibi,
Bir tarafta Çetin Yiğit,
Bir tarafta Ayşegül Erdoğan, diğer tarafta milletvekilleri…
Bu tablo siyaset değil; parçalanmışlık.
Bu kaosun temeli…
CHP’nin Ereğli’de yaşadığı sorunların temeli üç yıl öncesine uzanıyor; 38. Dönem İlçe Genel Kurulu’na… Yanlış tercihler, yanlış ittifaklar, liyakat yerine sadakat arayışları… Bugün herkes o hataların bedelini ödüyor.
Eylem Ertuğrul ve Ali Kocamanoğlu da günahsız değil. Bazı isimleri onlar tebelleş etti bu camianın başına.
Ali Kocamanoğlu’na çağrı
Eğer gerçekten hırsızlıkla itham ediliyorsan ve buna rağmen savcılığa gidilmiyorsa;
Sen git.
Bu töhmetle siyaset yapılmaz.
Bu leke, disiplin kararından bağımsız olarak insanın üzerine yapışır.
Asıl mesele: Emek ve su faturaları
Bir yandan “emekten yana parti” diyeceksiniz,
öte yandan belediye personelinden spor kulübüne bağış toplanacağı iddiaları konuşulacak.
İnsanlar -hem de CHP'nin belediyesinde- “işten atılırız” korkusu yaşıyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.
Ve su faturaları…
Vatandaşın en yakıcı gündemi bu.
Parti içi hesaplaşmaları bir kenara bırakıp önce buna cevap verilmelidir.
Son söz
Bu parti kolay kurulmadı.
Bu örgütler kişisel hesaplaşmaların arenası değildir.
Eğer disiplin hukuka dayanıyorsa herkes saygı duyar.
Ama disiplin siyasi tasfiye aracına dönüşürse, kimse kazanmaz.
Bugün Ereğli’de asıl soru şudur:
Bu örgütü gerçekten kim yönetiyor?
Ve daha önemlisi; bu kavganın sonunda geriye ne kalacak?
Eğer herkes birbirini yemeye devam ederse, geriye tabela kalır.
Siyaset kalmaz.



