
akcakesemedyatv@gmail.com
Sana Söylüyorum Abla!
12 Subat 2026 19:09:12
Sakıncalı Piyade
Mahallemde, başı boş kedileri beslediğini sanan abla!
Bu cümleleri sırf sana söylüyorum.
Sen anlamamakta inat etsen de belki başkaları okur da bilgilenir.
***
Kaldırıma Döktüğün Şey Yemek Değil, Cehalet
Biz; yerde gördüğü ekmek parçasını alıp öperek alnımıza sürdükten sonra yüksek bir yere kaldıran insanlarız.
Önce bunu bir hatırlatayım.
Ekmek, yemek… Biz bunlara nimet, deriz. Nimetin, Yaradan’dan bahşedilen bir lütuf olduğuna inanırız.
Yerden alıp öptüğümüz o ekmek parçasına saygıyı Allah’a saygı olarak biliriz.
***
Şunu artık açık konuşalım:
Yol kenarına, kaldırıma, apartman önüne yemek artığı dökmek hayvan sevgisi değildir.
Bu, düpedüz sorumsuzluktur.
Vicdan gösterisi yapıp pilavı asfalta boca ediyorsun, sonra da kendini “can dostların koruyucusu” ilan ediyorsun.
O pilav yirmi dakika sonra egzoz dumanıyla, tozla, bakteriyle karışıyor.
Ama sen rahatlıyorsun. Egonu tatmin ediyorsun.
Bu bir merhamet değil.
Bu bir tatmin.
Trafiğin ortasına ölüm bırakıyorsun!
Yol kenarına yemek döken sen, şunu iyi bilmelisin:
Sen hayvan beslemiyorsun!
Sen hayvanı aracın altına çağırıyorsun!
Gece far ışığında yemeğe yönelen kedinin refleksi, 70 kilometre hızla gelen aracın refleksiyle yarışamaz.
Sonra bir hayvan araç altında kalıp öldüğünde “insanlık kalmamış” diyorsun.
İnsanlık, hayvanı trafiğe çağırmak değildir.
Zehirli sevgi
Ev yemeği döküyorsun.
Tuz.
Baharat.
Soğan.
Kemik.
Hatta bolca yağ, bolca margarin…
Bir kedinin böbreğini çökertmek mi istiyorsun? Evet, başarıyorsun bunu. Düzenli tuzlu beslemek yeterli zaten bunu başarman için…
İyi oku, iyi!
Tavuk kemiği bağırsak deler.
Bozulmuş yemek enfeksiyon yapar.
Ama sen ne diyorsun?
“Yazık! Aç kalmasın.”
Aç kalmasın diye hasta mı olsun?
Bu sevgi değil.
Bu bilgisizliğin romantize edilmiş hali.
Mahalleye fare çağırıyorsun!
Açıkta bırakılan her yemek artığı sadece kediye gitmez.
Fare gelir.
Hamam böceği gelir.
Sinek ürer.
Sonra aynı insanlar belediyeye bağırır:
“Mahalle fare doldu!”
Evet, doldu.
Çünkü sen evinin atığını sokağa boşaltmayı hayvan sevgisi sanmış bir ukalasın! Senin ukalalığının, sorumsuzluğunun bedelini de belediye işçisine yüklemeye çalışıyorsun.
Hem de utanmadan!
Kaldırımı çöplüğe çevirip “vicdan” diyorsun!
Asfaltın üstünde, kaldırımda çürüyen yemek ne üretir biliyor musun abla?
Koku.
Bakteri.
Kaygan zemin.
Düşen yaşlılar.
Hijyen krizi.
Sonra sosyal medyada; “Belediye çalışmıyor.”, diye feryat edersin!
Belediye çalışsa da sen her akşam yeni bir çöplük kuruyorsun.
Bu inat, hayvan sevgisi değil; kamusal alanı hiçe saymaktır.
En büyük zararı yine hayvan görüyor
Kontrolsüz besleme ne yapar?
Aynı noktaya hayvan yığılır.
Hayvanlar arasında alan kavgası başlar.
Sürüleşme olur.
Mahalle ikiye bölünür.
Bir taraf “besleyelim”, diğer taraf “toplayın bunları” der.
Sonuç?
Hayvanlar hedef haline gelir.
Senin bilinçsizliğin, onların hayatına mâl olur.
Merhamet disiplin ister, gösteri değil!
Gerçekten hayvan beslemek isteyen şunu yapar:
- Trafikten uzak noktayı seçer.
- Uygun mama kullanır.
- Temizliğini yapar.
- Artığı ortada bırakmaz.
Ama bu zahmet ister.
Asfalta yemek bırakmak ise 10 saniye sürer.
Kolay olanı seçiyorsun.
Net konuşalım
Sokak hayvanlarını seviyorsan, onları riske atmayacaksın abla!
Onları hasta etmeyeceksin!
Mahallede fare üretmeyeceksin!
Kaldırımı çöplüğe çevirmeyeceksin.
Yere döktüğün şey yemek değil.
Cehalet.
Ve cehalet, -en çok- savunduğunu söylediğin canlılara zarar verir.
Merhamet gösteri değil, sorumluluktur.
Sorumluluk alamıyorsan, en azından zarar verme.
***
Anladın mı beni?
Anlamadıysan, bir daha anlatacağım!
Vallahi kardesim bu yazıya yüz üzerinden bin puan veriyorum. Büyük bir aksaklığa dikkat çekmişsin. Teşekkürler
- s.
- 1



