
akcakesemedyatv@gmail.com
Siyasî İkbali Sağlama Almanın Yolu Parti Değiştirmek Değil
17 Subat 2026 16:18:14
Sakıncalı Piyade
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son istifa, siyasette uzun zamandır tartışılan bir gerçeği bir kez daha gündeme taşıdı. Yıllarca CHP’de siyaset yapan, milletvekili adayı olan ve Kadın Kolları MYK üyeliği görevinde bulunan Merve Kır, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Kararını “yol ayrımı” olarak tanımladı; bunun bir veda değil, “ülkenin geleceğine faydalı olacağını düşündüğü bir yol değişikliği” olduğunu ifade etti.
Kır, 20’li yaşlarından itibaren sürdürdüğü parti üyeliğini bir değerlendirme sürecinin ardından sonlandırdığını belirtirken, “Geçmişin değil, geleceğin konuşulmasını istiyorum” dedi. Türkiye siyasetinin kısır bir döngüye sıkıştığını, ülkenin net bir yön ve kararlılık ortaya koyan bir siyasi iradeye ihtiyaç duyduğunu savundu. Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu devlet anlayışının kendisi için temel ölçü olduğunu, Cumhuriyet’in niteliklerine, üniter yapıya, akla ve bilime dayalı yönetim ilkesine bağlılığını sürdüreceğini vurguladı. Siyasi mücadelesine ise Anahtar Parti çatısı altında devam edeceğini duyurdu.
Bütün bu açıklamalar, siyasetin doğasına dair temel bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Siyasî ikbal gerçekten parti değiştirerek mi sağlanır?
Elbette siyasette parti değişimi yeni bir olgu değildir. Fikir ayrılıkları olabilir, yöntem ve strateji farklılıkları doğabilir. Ancak mesele yalnızca “yol değişikliği” değildir; asıl mesele bu değişimin kamuoyu nezdindeki karşılığıdır.
Bir siyasetçi için en büyük sermaye makam değil, güvendir. Seçmen, bir isme oy verirken yalnızca bugünkü sözlerine değil, dünkü duruşuna da bakar. Yıllarca bir partinin kimliğiyle siyaset yapmış, o partinin politikalarını savunmuş, o çatı altında aday olmuş bir ismin yeni bir siyasi adresle yoluna devam etmesi elbette kendi tercihi olabilir. Fakat bu tercih, seçmen hafızasında ister istemez bir sorgulama başlatır.
Siyasî ikbal, yani geleceği garanti altına alma arayışı, parti değiştirmekle kalıcı hâle gelmez. Aksine sık değişen adresler, “istikrar” yerine “pozisyon alma” algısı üretir. Seçmen için önemli olan hangi tabelanın altında olduğunuzdan çok, hangi ilkeler üzerinde durduğunuzdur. Eğer ilkeler sabitse, kopuşun gerekçesi daha güçlü anlatılmak zorundadır. Eğer yön değişiyorsa, bu değişimin ilkesel zemini net olmalıdır.
“Geçmişin değil, geleceğin konuşulmasını istiyorum” ifadesi umut vurgusu taşıyor olabilir. Ancak siyaset geçmişten bağımsız ilerlemez. Geçmiş, bir siyasetçinin referansıdır. Dün savunulanla bugün tercih edilen arasındaki mesafe ne kadar açıksa, seçmenin soruları da o kadar artar. Hele ki Atatürk’ün devlet anlayışını temel ölçü olarak gördüğünü ifade eden bir siyasi aktör için tutarlılık en kritik eşiktir.
Bugün kulislerde yeni partide alınacak görevler konuşuluyor olabilir. Ancak asıl tartışılması gereken, Türkiye’de siyasetin nasıl daha güvenilir ve daha ilkeli bir zemine taşınacağıdır. Parti değiştirmenin olağan ve hatta stratejik bir hamle olarak görüldüğü bir atmosferde kurumsal siyaset zayıflar; bireysel kariyer planları öne çıkar.
Gerçek siyasî başarı, zor zamanlarda da aynı yerde durabilmekten geçer. Fikir ayrılığı varsa bunu içeride savunabilmek, gerektiğinde bedel ödeyebilmek, popüler olanı değil doğru olduğuna inanılanı savunabilmektir. Siyasî ikbal kısa vadeli hamlelerle değil, uzun vadeli güvenle inşa edilir.
Sonuç olarak; parti değiştirmek bir tercih olabilir ama bir teminat değildir. Siyasette asıl güvence tabela değil, tutarlılık ve ilkedir. Koltuklar değişir, partiler değişir, ittifaklar değişir. Fakat kaybedilen güven kolay kolay geri gelmez.
Bu konuda sizinle düşüncelerimiz farklı kardeşim. CHP artık Atatürk ün kurduğu ve emânet ettiği partı değil. Sizde bunu en iyi bilenlerden siniz. Kavga,tenkit, tehdit, küslük içinde bir yapılaşma ile iktidara yürümek mümkünmü. Merve hanım çok doğru bir karar vermiş. Tebrik etmek gerekir.
- s.
- 1




